🪶
“Talih” ve “Ten”: Homoseksüel Çark-ı Felek Performansında Arzunun Rastlantısal Yapısökümü

Modernitenin sunduğu özgürleşme illüzyonu, arzuyu nesnel ve özerk bir seçim gibi kurgulasa da, kapitalist nesneleşme ve gösteri toplumu altında cinsellik çoğu zaman bir piyasa veya oyun dinamiğine indirgenmiştir. Yalnızca erkeklerin –özellikle de hemcinsine yönelim duyan bireylerin– katılımıyla gerçekleşen ve odağına dönen bir “Çark-ı Felek” mekanizmasını alan bu performans, arzunun tesadüfi niteliğini ve bedenler arası hiyerarşiyi absürt ama katı bir ciddiyetle teşhir eder. Oyun; antik çağın Rota Fortunae (Kader Çarkı) imgesini mekanikleştirirken, erotizmi bürokratik ve algoritmik bir yönergeye dönüştürür.
Karakteristik Yönergeler ve Performans Yapısı
Oyun alanı, kuralları önceden belirlenmiş ama çıktısı tamamen şansa bağlı bir mekân örgütlenmesidir. Katılımcılar, dairesel segmentlere ayrılmış çarkı çevirerek çıkan sonuçla yüzleşmek zorundadır:
- Pas/İflas Segmentleri: Erotik edimin geçici olarak ertelendiği, ancak bu ertelemenin hazza değil, bir tür performatif anksiyeteye hizmet ettiği duraklama noktaları.
- Aşamalı Aktarımlar: Dokunma, röportaj niteliğinde bedensel temaslar veya doğrudan somut cinsel eylemler barındıran katı segmentler.
- Rol Değişim Rolleri: Katılımcıların hiyerarşik konumlarını (aktif/pasif, izleyici/fail) şans faktörüne teslim ederek değiştirdiği mekanik yönlendirmeler.
I. Arzu Ekonomisi ve Mekanik Kadercilik
Çarkın dönüşü, erotizmin alışageldik romantik veya sezgisel doğasını tamamen lağveder. Bedenler, çarkın durduğu dilim üzerindeki metinsel emre tabi olan “uysal bedenlere” (corps docile) dönüşür. Eylem; iki öznenin karşılıklı rızasına dayalı organik bir çekimden ziyade, mekanik bir aracının emrettiği bürokratik bir göreve indirgenir. Buradaki kara mizah, eylemin müstehcenliğinde değil; homoseksüel arzunun özgürleştirici anlatısının, bir televizyon stüdyosu dekoru kadar yüzeysel ve rastlantısal bir “şans oyununa” teslim edilmesindeki soğuk gerçekçilikte yatar.
II. Homososyal Alan ve Şiddetsiz Zorunluluk
Oyun alanı, yalnızca erkeklerin yer aldığı kapalı bir ekosistem olarak kurumsallaşır. Kadın bakışının (female gaze) veya heteronormatif denetimin yokluğunda, gruptaki arzunun dinamikleri tamamen “oyun kuralı” kisvesi altında sergilenir. Katılımcı, eylemi gerçekleştiren özne olmanın ötesinde, sistemin bir piyona dönüştürdüğü bir figürdür. Çarkın gösterdiği cinsel edimin zorunluluğu, arzuyu bir tür “görev bilincine” dönüştürürken; toplumsal cinsiyetin ve eşcinsel kimliğin üzerindeki romantize edilmiş haleyi söker ve geriye yalnızca şansın soğuk matematiğini bırakır.


Leave a Reply